İletişim Çıkmazından Güvenli Limana: İlişkiyi Kurtaran 3 Temel İlke

19
Eki

  • Uzman Klinik Psikolog-Betül Yazıcı

İletişim Çıkmazından Güvenli Limana: İlişkiyi Kurtaran 3 Temel İlke

İletişim Çıkmazından Güvenli Limana:

İlişkiyi Kurtaran 3 Temel İlke

İlişkiler çoğu zaman büyük sorunlardan değil, küçük ama tekrar eden iletişim kopukluklarından yıpranır. Anlaşılmadığını hissetmek, duyulmadığını düşünmek, sürekli yanlış yorumlandığını fark etmek…

Bir noktadan sonra konuşmalar çözüm üretmek yerine, aynı döngünün içinde sıkışıp kalır.

Bu noktada birçok çift şu soruyu sorar: “Biz neden anlaşamıyoruz?”

Oysa mesele çoğu zaman “anlaşamamak” değil; farklı duyguların, farklı ihtiyaçların ve farklı geçmişlerin aynı anda konuşmaya çalışmasıdır. Psikolojik açıdan bakıldığında sağlıklı bir ilişki, kusursuz iletişimden değil; onarılabilir iletişimden oluşur.

  1. Duyguyu Anlamak, Söyleneni Değil Söylenmeyeni Duymak

İletişimde en sık yaşanan sorunlardan biri, yalnızca kelimelere odaklanmaktır. Oysa birçok tartışmada asıl mesele söylenen değil, hissedilendir.

Örneğin:

  • “Hiç ilgilenmiyorsun” cümlesi çoğu zaman “değerli hissetmiyorum” anlamına gelir.
  • “Hep böylesin” ifadesinin altında “anlaşılmaya ihtiyacım var” duygusu olabilir.

Psikodinamik açıdan bu durum, kişinin kendi duygusunu doğrudan ifade etmek yerine, dolaylı yollarla aktarmasıyla ilişkilidir. Bu nedenle ilişkide dönüşüm, şu soruyla başlar: “Karşımdaki ne söylüyor?” yerine “Karşımdaki ne hissediyor?”

  1. Savunmadan Temasa Geçmek

Çatışma anlarında çoğu insanın ilk tepkisi savunmaya geçmektir. Açıklamak, haklı çıkmak, kendini korumak…

Bu refleks çok insani olsa da, ilişkiyi çoğu zaman daha da uzaklaştırır. Çünkü savunma arttıkça temas azalır. Psikolojik olarak savunma, kişinin kendini koruma biçimidir. Ancak ilişkide sürekli savunmada olmak, karşı tarafı bir tehdit gibi algılamak anlamına gelir. Oysa güvenli bir ilişkide kişi şunu deneyimler: “Yanlış anlaşılabilirim ama yok sayılmam.” Bu yüzden bazen en güçlü adım şudur:Kendini savunmadan önce, karşı tarafın deneyimine yaklaşabilmek.

  1. Haklı Olmak Yerine Bağ Kurmayı Seçmek

İlişkilerde en yıpratıcı döngülerden biri “haklılık mücadelesidir.” Kim daha doğru? Kim daha çok haklı? Kim daha çok fedakârlık yaptı? Bu döngüde kazanan olmaz. Çünkü ilişki bir yarış değil, bir bağdır. Psikanalitik açıdan bakıldığında, haklı olma ihtiyacı çoğu zaman daha derin bir ihtiyacın üzerini örter: görülme, anlaşılma ve değerli hissetme ihtiyacı. Bu nedenle ilişkide gerçek dönüşüm, şu noktada başlar: “Ben haklı mıyım?” yerine “Biz birbirimize ulaşabiliyor muyuz?”

İletişim Neden Tıkanır?

İletişim yalnızca bugünün meselesi değildir.

İnsanlar ilişkilerine yalnızca kendilerini değil, geçmiş deneyimlerini de getirirler.

  • Çocuklukta duyulmayan biri, ilişkide daha yüksek sesle konuşabilir
  • Eleştirilen biri, en küçük geri bildirimi bile tehdit olarak algılayabilir
  • İhmal edilen biri, küçük bir mesafeyi bile terk edilme olarak hissedebilir

Bu nedenle çiftler çoğu zaman bugünü değil, geçmişten gelen duyguları konuşurlar.

Güvenli İlişki Nedir?

Güvenli bir ilişki, hiç çatışma olmayan ilişki değildir. Aksine, çatışmaların ilişkiyi yıkmadığı, tam tersine ilişkiyi derinleştirdiği ilişkidir.

Güvenli ilişkide kişi: duygusunu ifade edebilir, anlaşılmayı deneyimler, hata yaptığında tamamen değersiz hissetmez, uzaklaştığında geri dönebileceğini bilir. Yani ilişki, bir savaş alanı değil; geri dönülebilir bir liman haline gelir.

İletişim çıkmazları, ilişkinin bittiğini değil; ilişkinin yeni bir dile ihtiyaç duyduğunu gösterir.

Bu yeni dil: duyguyu duymayı, savunmadan teması haklılıktan çok bağı seçmeyi içerir. Çünkü ilişkiyi ayakta tutan şey, kusursuz olmak değil; birbirine ulaşabilme kapasitesidir. Ve bazen bir ilişkiyi kurtaran şey, büyük değişimler değil; küçük ama doğru temaslardır.